15 Ocak 2013 Salı

KISSADAN HİSSE - YAPILAN İYİLİĞİ BAŞA KAKMAK

Bu dünyada halen iyilik ve güzellik adına birşeyler için çabalayan insanlarında oldugunu bilmek çok güzel bir duygu. Birilerine küçük ya da büyük elinden geldiği ölçüde yardım ve iyilikler yaparak mutlu olabilmesi halen geleceğe dair içimizde bir umut beslememize sebep degilmidir? Kimimiz bir kedi için bir tas süt bırakırız bahçemize ya da balkonumuza, kimimiz hiç üşenip çekinmeden yerlere eğilir mavi kapaklar toplarız bir engelli araç sahibi olsun diye ya da hiç tanımadığımız bir yaşlının poşetini alıp evine götürmesine yardım ederiz. Dünyanın her geçen gün biraz daha kirlendiği, sokaklarda kapkaççıların, hırsızın, arsızın kol gezdiği bu zamanda böyle güzel insanlarında var oldugunu bilmek çok ama çok güzel..

Bazen biz insanlar zor durumda kalmış dostumuza ya da akrabamıza bir iyilik eder, onu derdinden sıkıntısından kurtarır mutlu oluruz. Nedendir bilinmez şeytan mı dürter bir zaman sonra bu iyiliği o dostumuzun başına kakmaya, gerekli gereksiz hatırlatmaya başlarız. Ötede beride olur olmaz kişilere anlatır kendimizi överiz '' filanca kişiye filan yardımı ettim ben etmesem mahvolurdu'' diye. Ama aslında iyiliklerin en güzeli gizlenendir. Hani çok bildik bir söz vardır ya '' sağ elin verdiğini sol el bilmemeli'' diye....

İşte yağmurlu bir günde de bir adam şemsiyesi ile yürürken şemsiyesi olmayan ıslanan bir dostuna denk gelmiş. Hemen yanına gitmiş ve şemsiyesini bu dostuyla paylaşmış ıslanmasını engellemiş sonra da ayrılmışlar. Aradan bir zaman geçmiş iki dost yine denk gelmiş iyilik yapan adam hemen hatırlatmış ve demişki '' hatırlıyormusun yahu bir yagmura denk gelmiştik ne çok ıslanacaktım ben olmasam''  arkadaşıda başını sallayarak onay vermiş haklısın demiş. İyilik yapan kişi bunu sık sık tekrarlamaya devam etmiş. Birgün iki dost yine sahilde karşılaşmış iyilik yapan tam yine iyiliği başa kakacakken diğer kişi kendini denize atıvermiş ve demişki '' yeter arkadaş ıslandım işte başa kakıp durma!''



İşte böyle sevgili dostlar iyilik gönülden gelen bir şeydir ve gönül işleri zaten dillendirilmez, başa kakılmaz. Yine bir adam bir yolculuğa çıkmaya, kendine yeni bir yaşam kurmaya niyet ederek yola çıkıyor. Yolda bir tarla görüyor tarlaya buğday ekiliyor ve ekilir ekilmez buğday başak veriyor. Adamlar hemen buğdayları alıp yakıyor. Adam bu duruma anlam veremiyor ve yoluna devam ediyor.  Sonunda gitmek istediği şehre varıyor.Şehrin girişinde oldukça yaşlı, bilge bir adamla selamlaşıyor. Yaşlı adam nerden geldiğini nereye gittiğini sorunca adamda yolda gördüğü şeyde dahil herşeyi anlatıyor ama o gördüğü şeye mana veremediğini söyleyince yaşlı adam şöyle diyor ''O gördüğün şey iyilik yapmayı ve iyiliğin karşılıgının, mükafatının ne kadar büyük olduğunu ve hızlı sana döndüğünü lakin bunu heryerde anlatıp, başa kakarsanda yanıp kül olur gibi değerinin sıfırlanacagına işaret ediyor '' diyor.

Sevgili dostları hepimiz imkan ve olanaklarımız ölçüsündei kendimizide sıkıntıya sokmayacak derecede çevremize karşı iyilikle yaklaşalım. Ama asla yaptığı iyiligi başa kakanlardan olmayalım.

0 yorum:

Yorum Gönder